3 Şubat 2014 Pazartesi

Klasik Tanımlardan Uzak, Fidan Alırken Nelere Dikkat Edilmeli?


Fidan alırken dikkat edilecek standart tanımları internet üzerinde bulabilirsiniz.
Ben size farklı olarak pratik kısa bilgi vereceğim. Kendi bahçemizde başımıza gelenlerle alakalı olarak ne öğrendik onu paylaşacağım.

Ne öğrendik?

1-    Anaç seçimi çok önemli

2-    Çeşit seçimi çok önemli. Fidancının mühendislerin  elindeki anaçlar veya çeşitler değil veya mühendisin tahminleri değil, tabiattan aldığınız verilere göre tabiatın size söylediği çeşitler ve anaçlar dikilmeli

3-    Fidanınızı 1-1,5  yıl öncesinden hazırlatın

4-    Fidanlıktan hastalık analizleri testi isteyin. Sonradan hastalıklı fidanlar size gelirse yatırımınız çok darbe alıyor.

5-    Fidanlıktan üretim yapılan toprak killi ise, veya tüplerin toprağı killi ise oradan fidan almayın, o kil yüzünden kök çürüklüğü yaşanıyor. Bizde yaşandı.

6-    Tüplü fidanlarda ayrık otu vs.. yabancı ot var ise tüpten çıkarıp temizleyip o şekilde çıplak köklü dikim yapın.

7-    Güvendiğiniz fidanlıktan fidan alın. Tavsiye önemlidir. Ben bahçeyi kurarken aldığım fidanları ve üreticiyi tavsiye edemiyorum, Hala oradan aldığımız kendini kurtaramayan fidanlar oldu ve onları değiştiriyoruz. Ama daha sonra tanıştığım fidancıyı tavsiye edebiliyorum. Sonradan aldığım fidanların hepsinin temiz çıkması ve 1 sene geç dikmeme rağmen diğerlerine yetişmesi, hatta geçecek olacağını görmem üzerine tavsiye edebiliyorum. Hatta yeni bahçe fidanlarımı siparişini 1,5 sene evvelden gönül rahatlığı ile verdim.

8-    Fidanın boyu, yok 1+1 yaş vs.. pazarlama kelimeleri olduğunu düşünüyorum, fidan sağlıklı ise zaten coşuyor. 80 cm 1+1 yaş fidan alıp, diker dikmez kafasını diz hizasından zaten kesiyoruz. Sağlıklı fidan güzel dallanıyor. Kökleri düzgün gelişiyor önemli olan bu.

9-    Fidan yetişirken kökler içeriye dönmüş ise o ağaç küçük kalıyor, dikkat edilmeli.


Size bizim bahçe kurulurken aldığımız ve  sorun yaşadığımız fidanlardan bir kaç örnek..



3 yıldır gelişmeyen fidan, kökler içeri dönük ve toprağa kök atamıyor. Değiştirilmeli. Ayrık otu da sarmış

      3 yıldır gelişmeyen fidan, kökler içeri dönük ve toprağa kök atamıyor. Değiştirilmeli
 Killi toprak içinde tüplenen badem fidanı, toprak killi hastalıklara sebeb oluyor  ve kökler içe dönmüş.
 Killi toprak yüzünden kök ıslak kalıyor ve kök boğaz kısmında ve köklerde çürüme yaşanıyor.


 Killi toprak yüzünden kök ıslak kalıyor ve kök boğaz kısmında ve köklerde çürüme yaşanıyor.

Bu işe girmek isteyenlere en önemli önerim, sağlıksız ve ucuz fidan almayın, daha fazla para harcarsınız. Bilmeden ve çok araştırmadan fidan almamanızı tavsiye ederim. Bir bilene danışın demiyorum , bahçe kurmuş, başından bu tür sıkıntılar geçmiş etrafınızdaki kişilere danışın. Ayrık otu vs.. fidanın tüpünde varsa ya almayın, ya da uzak bir yerde temizleyip çıplak köklü dikin. Ayrık ile başa çıkmak zor.

21 Ocak 2014 Salı

İklim Değişiklikleri ile Tarım


Çağımızın en büyük mücadelesi  iklim değişiklikleri yaşanırken dünya nüfusunu besleyebilmek.

Dünya nüfusu 7 milyar kişiye ulaştı. 2050’de 9 milyarın üzerine ulaşacağı hesaplanıyor. Dünyayı doyurmak için tarımsal üretim %70 artması gerekiyor.

İklim değişiklikleri tarımsal üretimi yüksek sıcaklıklar, hızlı sıcaklık ve nem değişiklikleri, kuraklık vb..direk etkiliyor

Bahçemizde son 3 yıldır iklim değişikliklerini yaşıyoruz. Buna göre kendimizce önlemler nasıl alınabilir o konu üzerinde odaklanıyoruz.

İklim değişiklikleri bizde Aşırı yağış, kuvvetli sel, kısa sürede aşırı yağışlardan dolayı yağış dağılımının olmaması sonucu kuraklık, ağaçların erken çalışmaya başlaması ve çiçeklenmeye yönelmesi şeklinde kendini gösteriyor.

2013-2014 19.Ocak günü iklim karşılaştırması

Aşırı yağış ve selleri göz önüne aldığımızda her sene bir kere büyük sel yaşardık, bu sene 2 kere büyük sel yaşadık ve ikisi de geçen seneki  yağışlara göre daha şiddetliydi.

Yağış dağılımın düzensiz oluşu yağış miktarını arttırsa da depolanması ve toprağın suyu alması açısından kuraklığa sebep oluyor. Bölge olarak sulak bir noktadayız, bu sene kuyudaki su miktarımızı nasıl etkileyeceğini göreceğiz.

Ağaçlarımız erken tomurcuklandı. Gezegenin ve havaların ısınması sonucu geç çiçeklenen çeşitler seçmemize rağmen Ocak ayında tomurcuklanmaya başladı. Geçen sene havalar sıcak gitmiş ve çiçeklenme Mart ayında gerçekleşmişti, tomurcuklanma ise Şubat ayında başlamıştı. Bu sene tomurcuklanma Ocak ayında başladı.

Son günlerdeki hava sıcaklıkları Ortalaması eğrisi


Toprak sıcaklığı 8 derecelerde olmasına rağmen, tabiat uyanmamasına rağmen , hava sıcaklığı  gün içinde 13-20 derecelerde gezinmeye başladı.

Yağış ve sel için Orman dairesinden dere yatağında düzeltmeler istedik. Zira dere yatağı sadece bizim bahçe için değil, civarındaki ev ve ekili alanlar için tehlike yarattı en son selde. Can kaybı olamaması sevindirici. 
Muğla Orman Bölge Müdürlüğü bu talebimizi yerinde gördü ve tüm önlemleri almak üzere ıslah çalışması başlattı. Şimdilik önlem açısından düzenlemeler yapıldı. Umarım yaz aylarında ıslah üzerine odaklanılır ve dere ıslahı sağlanır. Sel önlemini bu şekilde bertaraf etmiş oluruz.

Kuraklık konusunda eğer kuyumuz yeterli gelmeyecek duruma gelirse, önümüzdeki dönem büyük bir sulama havuzu ihtiyacı doğacak. Bu da alınabilecek bir önlem.

Öncekilere önlem düşünülebilir ama iklim değişikliğine müdahale edemeyiz. Global ısınmaya ülkeler  işbirliği içinde odaklanmalı. Gezegen ısındıkça tarım üretimi tehlikeye girecek.

 Bilindiği üzere, Erkenci çeşitlerle geçci çeşitler arasındaki fark, erkenci çeşitlerin soğuklama sürelerinin kısa olması. Soğuklama süresini tamamlayan ağaç çiçeklenir. Eğer soğuklama süresi dolmadan hava ısınır ve çiçeklenme olursa ağaç çiçeklerini döker. Bazen çiçek dökme olayını üretici yorumlarken bunu gözden kaçırabilir. Erkenci bölgeye geçci çeşit aşılanmasının sonuçlarından biridir.

Bahçemizde ağaçlarımız soğuklama süresini tamamladı ve ısınan hava ile beraber erken çiçek açma öncesi evre başladı.


2013- 2014 yılı Çiçeklenme Başlangıcı Dönemleri

Geçen hafta, ağaçlara budama sonrası olması sebebiyle Bordo bulamacı uygulaması yaptık. Bu uygulama çiçeklerin açma eğilimini durdurdu. Önümüzdeki hafta sıcaklıkların düşeceği tahminlere göre öngörülüyor. Bu erken açmaya önlem olabilir. Ama yine de geçen seneye göre erken açacak gibi gözüküyor. Tabii kestirilemiyor çünkü birden dondurucu soğuklarda gelebilir. Artık tahminler çokta tutmuyor.

Hava sıcaklıklarının ani düşüşler veya dolu yaratmayacağını bilsek belki erken açmasında sorun görmeyeceğiz. Ama erken açıp sıcaklıklar düşerse kaybımız büyük olur. Diğer yandan dolu şu ana kadar gözlemlememiş olmamıza rağmen, bu iklim değişiklikleri ani ısı değişimleri doluya çevirebilir.

Havalar sıcak gider çiçekler erken açarsa, toprağın geç ısınacağından ötürü zararlıların ağaçlarda açan çiçeklere zarar vermesi engellenecek. Mesela Bakla Zınnı.. Toprak ısısı artmadan görülmüyorlar. Çiçekler toprak ısınmandan açar ve meyveye dönerse ürüne zararı olmuyor. Bunu Datçada  gözlemledim. Orda ağaçlar erken çiçek açıp mart şubat-mart ayında meyveye dönüyor. Etraf bakla zınnı kaynıyor ama badem bahçelerine zararı olmuyor.


İklim değişikliklerine göre önlem almanın birinci yolu bahçenizin sıcaklık, nem vs.. değerlerini anlık bilmenizden geçiyor. Gözlem ile tahminlerle hareket etmek değişen iklim koşullarında hata payını arttırır.

Bizim ağaçlarımız kitaplarda geçci çeşit olarak geçiyor ve Nisanda çiçekleniyor yazıyor. Ama bizde artık Ocak, şubat aylarında çiçeklenme yaşanacağı gözüküyor.

Ağaçlarda takvim olmadığına göre, ağaç bulunduğu bölgenin değişen iklim koşullarına göre kendini programlıyor. Tabiatın bir parçası olarak tabiata uyumlular. Her şarta göre hazırlıklılar. Bizde tabiat ve ağaçları izlersek, tarımda üretim konusunda başarılı hedeflere ulaşabiliriz. Ağacı zorlamayla, ağaca yüklenme ile sınırlı başarılar yakalanabilir. Ağaçları tanıyarak ise sürdürülebilir tarım yapmak mümkün.

27 Kasım 2013 Çarşamba

Riskler

Tarımda riskler çok çeşitli. Her bahçenin veya tarlanın kendine göre riskleri vardır. Bu riskleri sıralamak ve risk analizimizi yapmamız faydalı olacaktır.
Genel anlamda üretimi ve işletmeyi ne gibi riskler etkileyebilir.

Yangın, sel, don, dolu, aşırı yağıs, aşırı nem, aşırı sıcaklık

Yalnış işletmecilik,

Hastalık ve Zararlılar,

Domuz, kuş, sincap ve benzeri canlılar.

Tarlanın konumu,

Fiyatlar,     vs…..bunları kendi içinde genişletebiliriz veya yeni riskler ekleyebiliriz.

Önlem alabildiklerimize önlem almak üzere çalışıyoruz.

Bizim bahçemizde bu dönem sel tehlikesi sürekli vardır. 3,5 yıldır bu sel tehlikesine karşı yanımızdaki dere kenarında setler çekerek ve çalışmalarımız oldu. Bugüne kadar buna engel olabildik.

Ancak global ısınma etkilerini her geçen sene hissetmeye başlıyoruz. Hersene bir kere ciddi sel tehlikesi ile bölgemiz karşıkarşıya kalıyor. Geçen sene çok büyük bir sel oldu. Son yılların en büyük seli denildi. Bu sene 2 kere oldu ve ikiside öncekilerine göre daha büyük sellerdi. Setler bir yere kadar işe yaradı.

Bulunduğumuz bölgede benzer bir  dere yatağı var.  Islah edilmişti ve orda sel tehlikesi bertaraf edilmiş durumda. Bizim dere ıslah edilmedi ve sürekli tehlike yaşıyoruz. Bununla ilgili geçtiğimzi yıllarda DSİ'den dereyle ilgilenilmesini istedik. Plana alınacağı söylenmişti.

En son gelen sel çok büyük oldu. Bahçemizde zarar olmadı ama komşularımız can tehlikesi atlattıklarını belirttiler. Bu konuyla ilgili Orman Bölge ile temasa geçtik ve durumun vehametini belirttik. Yardımcı olunacağı konusunda bilgi aldık ve bekliyoruz.

Hem orman yanı olmamız için kısa bir yangın yolu hem de dere içinde düzeltme yapılması konusunda yardım istedik. Bahçelerde riskleri düşürmek için devlet desteği gerekiyor. Çiftçinin gücü bir yere kadar yetebiliyor.

Geçtiğimiz yıllarda bahçemizin arkalarında orman içinde çöp atılan ve yakılan bir yer vardı. Bu konuda bahçemiz değil ama orman yangın tehlikesi yaşadı, Orman bölge bu konuda gerçekten düzgün bir çalışma yaptı ve o çöplüğü ordan kaldırdı, çöp atması yasaklandı. Dere kenarında hayvan ölüleri ve çöpler vardı. Köylünün kuyu sularını kullandığını düşünürsek sağlık açısından tehlike atlatıldığını daha iyi anlayabilriz.

Bizim bahçemizde aldığımız önlemler bir yere kadar yeterli, yangın ve sel riskini ancak devletin yardım eliyle düzeltebiliriz.

Yangın ile ilgili bahçede kuru ot bırakmayarak bizde mücadeleyi sürdürüyoruz.
Geçen yaz yalnış mangal kullanımı yüzünden bahçemizin dışından bize kadar yangın ulaştı. Ancak bahçede ot olmaması ve Orman Bölgenin çok hızlı müdahelesi sonucunda hiç zarar görmedik. Sanırım bir kaç dakika içinde müdahele olmuştu ki, İstanbul'da şehirde böyle hızlı bir müdahele yapılamazdı. Burdan Muğla Orman Bölge Müdürlüğü yangın ekibine teşekkür etmek isterim.

Diğer risklere bakınca don, dolu iklim şartlarına karşı uyarı sistemi oluşturuyoruz.

Domuz gibi canlılar için çitler kuvvetlendirilecek.

 Hastalık ve Zararlılar konusunda iyi işlemecilik ile mücadele ediliyor. Şu ana kadar başarılıyız diyebilirim. Bu çalışmalarımızı bölgesel entegre mücadeleye döndürmek için çalışıyoruz. Entegre mücadeleye geçilebilirse bu risk rahat minimize edilir.

Tarlanın konumu bahçe kurulmadan önce planlanırsa orda riskler minimize edilebilir.

Bu konulara bakınca elden birşeyler geliyor ama sel ve yangında elimizden gelen bir yere kadar.


Resimde görüldüğü üzere, dere bahçenin bir ucundan geçiyor ve sel ile gördüğünüz bu dere ilerisi daraldığından tamamen doluyor. 


Fiyatlar konusunda da riskleri nasıl minimize edeceğimizi de çalışıyoruz. Bu şimdilik çalıştığımız bir konu, çalışma tamamlanınca daha sonra yazacağım bir konu.

Şu an bahçemizde en büyük risk sel ve yaz aylarında yangın. Umarım devletimiz çok hızlı müdahele eder.

14 Kasım 2013 Perşembe

2013 Değerlendirme ve Badem Bahçesinde Kışın Neler Yapılır?

 Kış geliyor ve ağaçlar uykuya hazırlanıyor, biz ise çalışmaya başlıyoruz. Zira kışın iş çok yokmuş gibi gözükse de kış aylarında planlama yapılmayan bahçelerde yazın herşey acil olur. Yazın gelişme hızlı olduğundan müdahelelerde zaman çok kısıtlıdır ve hızlı olmak gerekir. Kış aylarında planlamaya gereken önem verilirse gereken müdaheleler zamanında yapılır. Bizde kış en fazla 2 ay olduğu için kışlık işler için, tabiatın uyanma dönemi sonrası yapılacak işlerin planlaması için zamanımız az ve değerli..

Bugün toprak analizlerimizi gönderdik. Her sene bu aylarda tutmayan veya ölen bir iki ağacı Araştırma ve Geliştirme anlamında laboratuara teste gönderiyoruz. Bu sene 1 ağacı laboratuara gönderdik. Geçen sene eskiden hasta olan ancak yaşama mücadelesi veren 2 ağaç göndermiştik ve bir hastalığa rastlamamıştık. Burda görmek istediğimiz, hedefimiz bu hastalıklı ağaçlara uyaptığımız uygulamaların hastalık etmenlerini yok etmesini görmemizdi.

2013'te ağaçlar iyi gelişti ve hızlı gelişti.


Geçen sene ocak ayı budamasının ardından bir karar almamız gerekiyordu.
Bahçe verim performansını 2013 te %55-60 bekliyorduk. Yani ağaçların yarısından fazlası azda olsa verime yatacaktı. Almamız gereken karar şuydu, 3. yılda badem alalım mı? yoksa ağaca yüklenmeyelim ve 4. yılda mı verime yatıralım?

Daha önce de gözlemlediğimiz gibi 3.yılında verime yatmış bazı bahçelerle tanıştık. 3.yılda verim almanın 4. ve 5. yılında hayal kırıklıkları yaşattığı bilgisini aldık. Yani bademe 3 yıl bak o sana ömrün boyunca baksın diye bir denklem yok. Bakarsan bağ, bakmazsan dağ olur denklemi daha doğru olur. Bahçe sahipleri 3.yıla geri dönme fırsatı olsa ağacı verime zorlamazdık şeklinde yorumlar yapmışlardı. Ve iyice araştırıp, danışmanımız olan yüksek ziraat mühendisimiz Aydın Lal Bey'in de bize tavsiyesini dinleyerek, 2013 verimini almama kararı aldık. Şubat ayında bir yanımız yapmasak mı diğer yanımız yapmalıyız diyerek son kez derin bir budama daha yaptık. Yapmak istemedik çünkü ağaçlarda meyva gözleri doluydu. Badem bahçesi sahipleri bu duyguyu bilir. Budamak istemeyiz meyvaları görünce. Sonucunda ağaçlar bu sene hızlı gelişti dedik, sebebi gübreler ve su meyvaya değil, ağacın dallanmasına, köklerin kuvvetlenmesine yönlendi.


Ağaç gelişimini tamamlamadan bademden verim almanın doğru olmadığını düşünüyoruz. Bunu önümüzdeki sene gözlemleyeceğiz. Bu blogtan yazacağız. 

Bu sene bu kadar derin budamaya rağmen yapılan testler sonucu aldığımız ürünün 1.sınıf badem olması bizi sevindirdi. İçi dolu, büyük, aromalı ve ağır bademlerimiz oldu.

Bizi mutlu eden ve yaptığımız uygulamaların işe yaradığını teyyit eden bir başka durum daha vardı. Yaklaşık karışık olarak şeçilen 100 kg badem kırdık ve hiçbirinden badem iç kurdu çıkmadı. Bu kontrol her sene yapılır. 2012 de aldığımız bademlerde iç kurduna az da olsa rastlamıştık ve bu sene çok iyi takip ettik.  Klasik takip sistemleri dışında ısı ve nem konusundaki dikkatli çalışmalarımız çok yardımcı oldu.  Bunu daha sonraki yazılarda anlatacağım. Sanırım bu yöntem klasik yöntemlerle birleşince daha pratik ve doğru kararlar almamızı sağlıyor.

2014'te bizi en çok zorlayacak zararlı ne olacak bilemeyiz, ama benim tahminim bakla zınnı, kuş, domuz, umarım sincaplar gelmez. Sincap şu ana kadar gözlemlemedik. 

Hastalıklar konusunda yorum yapamıyorum, umarım 2013 kadar hastalıksız bir yıl geçiririz. Bizim bölgemiz mantari hastalıkları destekleyen bir iklime sahip, bu şekilde gübreleme ve ilaçlamalar yapıyoruz. Bahçemizde ne zaman , ne tür hastalıklar olduğunu biliyoruz ama yeni hastalıklara karşı da hazırlıklı olmak gerekiyor.

Don, yangın, sel, dolu gibi risklere önlem almaya çalışıyoruz. Sel bentleri, yangına karşı ot temizlikleri önlemlerini alıyoruz. Geçen ay bölgemizde son yılların en büyük seli yaşandı. Yaptırdığımız bent sayesinde zarar görmedik, sonrasında bent tekrar güçlendirildi. Bölgemizde bademe zarar veren şu ana kadar don ve dolu yaşanmadı. Umarım bu şekilde devam eder.

2014 yılındaki programı veya maçı kafamızda oynayıp, geçmiş kayıtlarımıza bakarak önlemleri geliştirmeye çalışıyoruz. Prosesleri geliştirmeye çalışıyoruz.

Karşımıza yeni çıkabilecek sorunlarla ilgili geliştirdiğimiz sistem ile en hızlı şekilde sorunu tanımlayıp önlem almak için hazırlık ve eğitimler yapıyoruz.

Bunun dışında kışın neler mi yapıyoruz?  İlaç, gübre ve ekipman depomuzu her duruma anında müdahele edebilecek şekilde hazırlanıyoruz. Traktör bakımını yaptırdık. İlaçlama makinemizin temizliği ve kalibrasyonunuda kontrol edip eksikliklerini tamamlıyoruz.  Ecza dolabımız, yangın tüplerimiz kontrol ediliyor. Eksikler tamamlanıyor. Geçen sene kullanılan kimyasal ilaç kutuları kontrollü şekilde imha alanında tutanak tutularak yakılacak. Çitleri artık güçlendireceğiz. Kışın yapılacak işlerin sadece bir kısmı bunlar. Daha o kadar çok iş var ki 2-3 ay içinde tamamlamamız gerekiyor. Aslında kışın yazının başında belirttiğim gibi biz çalışırız ağaçlar uyur. Kışın iyi çalışırsak ve planlarsak yazın bize düşen iş hasat dışında sınırlıdır. 

7 Kasım 2013 Perşembe

ÜÇ HEDEF-Verim Arttır, Maliyet Düşür, Kaliteli Ürün Üret

Verim arttırmak, maliyet düşürmek… kulağa çok hoş geliyor. Tarımında karlılığın anahtarı bu sözler midir? Bir çok kişinin hedefi bu sanırım. Bahçemizde sürekli maliyet düşürüp verim arttırabilir miyiz?

''Verim Arttır, Maliyet Düşür, kaliteli ürün üret'' sizi bilmem ama bana pazarlama sözleri gibi geliyor.
Genelde ürün satanlar bu hedefleri öne çıkarırlar. Firmalar bahçemize gelir veya biz bayilerden alışverişe gideriz, yeni bir ürün tanıtılır, tanıtılan bu ürünün maliyeti bir kullandığımız ürüne  göre biraz daha düşüktür, bu yeni ürün sayesinde maliyetimizin düşeceği, verimi artacağı ve de kaliteli ürün alacağımız söylenir. Alırız deneriz veya almayız, ama biliriz ki ürün tek başına çözüm olmayacaktır. Yeni ürün çıkaran firmalara tavsiyem bu devirde bence sadece bu klasik pazarlama yöntemlerine ve söylemlerine başvurmasınlar. 

Tarımda bu üç hedefi tutturmak bu kadar kolay olsaydı veya az önceki örnekte bahsettiğim gibi sadece  ürün ile olsaydı herhalde tarım en kolay sektör olurdu. Sanki hiç değişken yokmuş gibi, bahçe hedefleri tek ürün ile çözülüyor. Bazen de usta bir danışman mühendis ile çözülür sanıyoruz. Ancak bildiğimiz gibi tarımda çok fazla değişken var. Bahçenizi kendiniz tanımıyorsanız hiç bir rüzgardan fayda gelmez. Genelde gözlemim şu şekilde, bir sene mükemmel bahçeniz var danışmanınız harika, ürün harika, sonraki sene iklim şartlarından verim az, danışman kötü, kullanılan ürünler kötü vs.. bir biz iyiyiz gibi bir durum ortaya çıkıyor. 

Tarım yapan kişilerin büyük resmi görmeleri gerekiyor ve bence köylümüz o büyük resmi kar amaçlı tarıma giren kişilerden çok daha iyi görüyor. Örnek verecek olursam Limon dikip 7 sene sene bakıp fiyatlar düşünce kivi ye dönen yatırımcı mantığı yerine, köylümüz 7 sene emek verdiğinden o ağaçlara kıyamaz ve  bir sene sonra limon fiyatları yükselir. O kaybını kapatır. Tarımda görülmesi gereken büyük resim görülmüş olur, önemli olanın bahçeyi korumak ve kilometre olduğudur. Yeni dikilen bahçe sıfırdan yola başlamak demektir.

Üç hedef peşinde koşarkan esas hedefi kaçırmamak gerekiyor. Bahçenizi mümkün olduğunca sağlıkla ve uzun süre ayakta tutmak. Bahçeniz çeşitli sebeblerden yok olursa zaten hedefiniz kalmıyor. Hedefler bahçeyi sağlıklı yaşatmak, düşük maliyetle değil, optimum maliyetle işletmek, yüksek verim değil, optimum verim ve kaliteye ulaşmak olmalı.

Düzgün işletilen bir bahçede optimum maliyeti yakalamak hedef olmalı. Bütçeler yıllık değil, üç veya beş yıllık hazırlanmalı. Maliyet düşürmek için ise harcama kalemleri gözden geçirilir. Yalnış kararlarla gerekli yerlerden maliyet kısılması bahçenin sonu olabilir. Biz bahçemizde yılsonları geçmiş yılların her türlü harcama kalemlerini gözden geçiriyoruz. Yatırım başından 5 yıllık bir bütçe planlaması ile yola çıktık. Gerçekten bu kalemlerden bütçemizde kısmamız gereken kalemler varsa ne oranda ve nereden kısmamız gerektiği konusunda karar vermeye çalışıyoruz. Böylece yeni yılların bütçesi revize ediliyor. Bütçeye göre finans sağlanabilir veya finansa göre bütçe yapılabilir. 

Bahçenin optimum verimi yaşına göre badem yetiştirciliği literatüründe bellidir. Bir bahçede bazı ağaçlar bunun dışında çok yüksek verim verebilir veya bazıları çok altında verebilir. Nedenleri sürekli araştırılmalı. Mesela Bademde internetteki bilgi kirliliğinden bahsetmiştim.
 http://turatarimbadembahcesi.blogspot.com/2013/05/badem-verim-tablolari-ve-fiyatlari.html
Badem yetiştiriciliği bilgileri derken internetteki verim tablolarını baz almayalım. Ayrıca bölgesel ve çeşitsel farklılıklarda olabiliyor. İnternetteki bazı bilgiler işin başında umıut dolduran ve sonrası  işin içine girince moral bozucu ve yanıltıcı olabilir. Şimdilik, badem üretimi ile ilgili yabancı internet sitelerinde daha tutarlı verilere ulaşabiliyoruz. Aynı üretimi yapan sizden önde giden üreticilerden  de doğru bilgiler alabilirsiniz. Blogda bazı yazılarda bundan bahsetmiştim.

Ağaçlarınızın ne kadar badem veya meyva taşıyabileceği yaşlarına göre bellidir. Bunu arttırmak için çalışırken her sene aldığınız ürünün kalitesine dikkat edin. Eğer çok meyva alırken, meyvalar küçük ise, bademde içleri boş ise, ağır çekmiyorsa, ağaca fazla yüklendiğinizi anlayabilirsiniz. Buna devam ederseniz ağaç bir zaman sonra verimini düşürürecek kendini dinlenmeye alacaktır. O dönemlerde hiç hesapta olmayan büyük kayıplarla karşılaşılabilir.

Kaliteye her zaman önem vermek gerekir. 10 ton 1. sınıf elma ortalama 2 TL fiyattan gidebilirken, 20 ton düşük kalite elma 0,8 tl ye alıcı bulabilir. Yani verim 2 kat ama ciro %20 daha az. Ayrıca kaliteli üründe pazarlama maliyeti daha düşük olur.

Bütün bu hedeflere iyi bir işletmecilik ile ulaşabiliriz. Bahçemize işletme olarak bakarak yolumuza devam ediyoruz.

28 Eylül 2013 Cumartesi

BAKIŞ AÇISI...

Bahçe işletmeciliği veya herhangi bir işletmecilik üzerine düşünüyorum. Bunu düşünürken çağa ve değişimlere bakıyorum. Önce Hangi Çağdayız?

İletişim çağından bilgi çağına geçtik. Bilgiden yeni teknolojilerle bu bilgiyi daha farklı kullandığımız başka bir çağa geçti dünya. Bu yüzden yeni buluşlar hızlandı. Bizdeki ortam hala iletişim çağında olduğumuzu düşünenlerimizin  fazla olduğu bir ortam. Daha o çağa yeni geçtimizi zannedenler de var tabii.

Çağ değişti ve eski kurallarla yeni koşullarda hedeflere ulaşılamayacağını öngörüyorum. Ne bahçelerde ne başka işletmelerde. Günümüz işletmelerini eski alışkanlıklarından kurtulamama hastalığı zayıflatıyor.

Eski hastalıklarımıza bir örnek, bilgiyle değil, daha ucuzunu almaya çalışarak maliyeti düşürme çabaları.   Oysa bilgiyle maliyet daha fazla düşer.. Ama o bilgiye ulaşmak için gereken bütçe ayrılmadığı için, veya gözde büyüdüğü için, (o bütçeyi de maliyet olarak görme hastalığı) yapılan işler günün sonunda astarı yüzünden pahallıya çıkıyor. Bu hataları bizde yaptık, bazen hala yapıyoruz. Kötü alışkanlıklardan hemen kurtulamıyoruz. Önce farkında olmaktan geçiyor bundan kurtulmak. Bu çağ da başarı eski ticari düzen prensiplerinden kurtulduğumuz kadarıyla orantılı. 

Belli zamanlarda  büyük başarılar yakalayan şirket, bahçe, kişi veya işletmelerin bazıları zaman geçtikçe yok olabiliyor. Ayakta kalanlar ise kendini değişime ve çağa uydurabilenler oluyor.  Hiç ortalıkta olmayan basit gözüken küçük şirketlerin dünya devi olduğu dönemleri yaşıyoruz. Neden? Çünkü çağ artık iletişim, bilgi ve teknolojinin birleşmesiyle oluşmuş çok farklı, hızlı bir çağ. Bu dönemde sonra ne kadar hızlı gelişmeler yaşadığını gözlemliyoruz ve daha da hızlandığını göreceğiz.  Tren çok hızlanıyor, yakalamak için eski hastalıklardan kurtulmamız gerekiyor, trenin  hiç bir zaman kaçmayacağı ama yakalamanın çağı yakalamadan imkansız olduğu bir ortam.

Genelde o şirket çok büyük, bu şirket çok güçlü yorumları arasında gözümüzde büyükleri büyütüp, küçükleri küçültüyoruz. Oysa ne devlerin bir günde yıkıldığını yaşadık. Ne kadar küçük şirketlerin bir anda büyük olduğunu da yaşıyoruz. Bu tarımda da böyle olacak. Ar-ge ve inovasyonu yakalayanlar önde gidecek. Boşuna uluslararası seminerlerde inovasyon, inovasyon diye konuşulmuyor. 

Bizlerin yapması gereken, bahçemizde, işletmemizde gerekli ortamın sağlanması. Nasıl bir tohumun çıkması için gerekli ortamın oluşması gerekiyorsa, inovasyon üretmek için o ortamın sağlanması gerekir. Yoksa inovasyonun öneminden bahsetmenin bir önemi yoktur. 

Her bahçenin bir araştırma geliştirme bütçesi olmalı. Bu bütçeleri gözümüzde büyütmeyelim, ama işletme büyüklüğümüzle orantılı bir Ar-Ge bütçeniz olmalı. 

Ar-ge bütçeleri derken büyük bütçeler olarak düşünmeyin küçük bütçelerle de Ar-Ge yapılabilir.
Bir örnek, Bahçenizde bir ağacın hastalıp neden öldüğünü anlamak için, gözlem yapmanız, ağacı gerekirse söküp laborotuara göndermek bir Ar-Ge çalışmasıdır. Çok büyük bir bütçe değildir. Bu hastalığı tehsiş edip doğru uygulama ile bahçenizi korumak maliyetinizi düşürür. Gelecekteki kazancınızın ve o güne kadar harcadığınız emek, zaman ve paranın boşa gitmesini engeller. Bir çok bahçeci bu gibi konularda Ar-Ge çalışması yapıp bilgiyi paylaşınca üretimde gelişme hızlanır.

Bu Ar-Ge işini dış kaynaklardan da sağlayabiliriz. Dışarıdan bilgi, danışmanlık almak gibi. 

Bunun dışında içeride yaptığınız Ar-Ge çalışmalarına bir çok kurum (Tübitak, Kosgeb vs..) destek olmaya hazır durumda. Ben bugüne kadar bu şekilde bir destek almadım. İnsan yaşadığı kadarını bilir. Böyle bir destek almadığımdan, bunu yaşamadığımdan, bilmediğim şekliyle çok yorum yapamıyorum. Bana bu yardımlara ulaşma bürokrasisi uzun geliyor.  Sanki o ayrı bir iş ve uzmanlık.. Basit bir yol haritası yok. Bunlar basitleştirilmeli. Daha farklı Ar-Ge destekleri verilmeli. Belki bu fark yaratır. Hastalık analizlerinin kargo ve laboratuar masrafı verilse ve bu sonuçlar bir bilgi bankasında toplansa, üreticinin anayacağı şekilde derlense, erişime açık olsa bu üretici için çok faydalı olurdu. Proje yapıp, sunmak, bürokratik engelleri aşana kadar daha anonim bir bilgi oluşurdu.

Bu devirde bahçe kurup para kazanmak isteyen kişilerin, eski bakış açısı, ''ucuza alalım, ucuza yapalım'' ile kazanamayacaklarını düşünüyorum. Bahçeyi ucuza kur, işletmeye az para harca, Ar-Ge yapma, sonra gelir fizibilitesini en yüksek verim ve kaliteden, fiyattan hesaplayıp şu kadar kazanırım hayali kur. Bence şu kadar kazanmam için, bu kaliteye ulaşmak için, bu verimi yakalamam için ne kadar bütçe, emek harcamam gerek onu hesaplamak daha doğru bir yaklaşım olacaktır. Veya tersten, bu kadar bütçe ile ne kadarını yapabilirim, veya yapamam. Kalite ve verimlilik hedefi farklılaşabilir. 

Kendi tecrübemize yaşadıklarımıza bakınca,  bahçemizde ortaklar olarak bu eski usul maliyet düşürme hastalıklardan uzak hareket etmeye çalışıyoruz. Zaman zaman o eski alışkanlıklar yeşeriyor tabii ki, ama aşıyoruz. Arada yeşermesinin sebebi toplumsal bakış açımız ucuza almayı başarı sandığımız şekilde yetiştirildiğimizden sanırım bu döngüden kurtulmak kolay olmuyor. Ucuza almayı akıllılık sanıyoruz. Dikkat ederseniz, biri aynı ürünü sizden daha ucuza aldığında veya aldığını sandığındaki size anlatımındaki gururlu ifadeyi düşünün. 

Hepimiz Alman ürünlerinin kalite ve  dayanıklılığını biliriz. Artık kafamızda Alman malı = sağlam üründür. Sizce Almanlar maliyetleri düşürerek mi bu kaliteli üretimleri yapıyor? Almanlar bilgiye, bilgi paylaşımına, hızlı bilgi paylaşımı ile , iletişim, ve teknolojiye önem verdiklerinden, Ar-Ge ye verdikleri önemden dolayı bu imaja sahip oldular. 


Başla bir örnek teknolojiden, facebook, apple, google bir kaç bin dolarlık Ar-Ge ile kurulmuş dünyanın en zengin şirketleridir. Bahçemizde Ar-Ge çalışmaları yapmaktan kaçınmayın, bilgiyi paylaşmaktan kaçınmayın, o bilgiler birleşir ve bahçenizde verimlilik öyle bir artar ki maliyetler devede kulak kalır.

Bahçemiz şu an itibari ile başarılı bir bahçe diyebilirim. Ama bundan sonra  sürekliliği korumak önemli, belli prensipleri bozarsak, Ar-Ge yi ve üzerinde çalışmayı durdurursak bozulabilir. Bu prensiplerimizi devam ettirerek bu kaliteyi korumak üzerine çalışıyoruz. Bahçenin en büyük başarısı ortaklar olarak düşünce şeklimiz, Ar-Ge ye çok önem verdik, bütçe ayırdık, denedik oldu olmadı. Ama yüksek bilgi seviyesinde çalışmalara kendi çapımızda devam ediyoruz. Bu bilginin bahçemizde ve yeni bahçelerimizde bizi kalite ve verimlilik yolunda  hedeflerimize ulaştıracağını biliyoruz. 


Kalıntı analizi temiz raporu aldık, uygulamaların doğru yapıldığının sağlamasını almış olduk. Sonuç itibariyle, yaptığımız çalışmalarda iç verim oranının yüksek olduğunu gördük. Bu sene ticari bir senemiz değli bahçe, henüz 3 yaşında, bu sene moral meyvalarımız ile ilgili gerekli test, ölçüm ve pazar için numüne  yaptırmak üzere 150 kg bademi topladık. 



  • Badem iç kurduna kırdığımız 50 kg badem de hiç rastlamadık. 
  • İçi dolmamış bademe de rastlamadık. 
  • İkiz oranı çeşitten dolayı nerdeyse yoktu. 
  • İri, içi dolu, aroması bol, ağır çeken 1. Kalite badem ürettiğimizi görmüş olduk. 


Bu sonuçlar, Ar-Ge'ye önem veren bakış açısının kalite ve verimliliğe etki edeceğinin ispatı oldu.