26 Mayıs 2015 Salı

Kaliforniya Ziyareti-1

Uzun süre yazı yazamadım. Bu süre içinde badem yetiştiriciliği konusunda çalışmalarımız yoğun olarak  devam etti.
Kendi bahçemizden yeni bir resim..


21 Nisan -3 Mayıs Tarihlerinde Amerika Birleşik Devletleri, Kaliforniya eyaletinde badem yetiştiriciliği üzerine incelemeler yaptık. San Fransisco'ya THY'nin  yeni açılan direk hattı ile ulaştık. Sacramento'nun  kuzeyinden, güneyde Fresno  bölgesine kadar Central Valley'de üreticiler, çiftlik yöneticileri, badem ve ceviz  işleme tesisleri, danışmanlar, uzmanlar, öğretim görevlileri ve fidanlıkları ziyaret ettik.

 

Daha sonraki yazılarımda, aldığımız bilgileri çalışıp, detaylı olarak uyguladıkça sonuçları konusunda daha detaylı bilgiler yazacağım. Şimdilik kısa bir ön bilgi vermek istiyorum. Çünkü konular uzun ve  detaylı.

Bu ziyarette doğrularımızı, yanlışlarımızı  gördük, eksikliklerimizi tamamlama fırsatı bulduk, hatta fazlalıklarımızı da gördük.


Amerika'da badem ve ceviz yetiştiriciliği konusunda bakış açısı tamamen tarım ekonomisi üzerinde kurgulanmış durumda. En hızlı şekilde en yüksek verime ulaşmak.

3.yaprakta bir badem bahçesi


İlk yazımda, madde madde özetlemeye çalışayım,

1-Badem çorak toprakları sever yazılarını unutun. Bunlar nasıl yazılabilmiş veya neye göre yazılabilmiş şaşırtıcı. Badem Kaliforniya'da  verimli topraklarda yetiştiriliyor.

2-Badem su istemez şehir efsanesini unutun. Bol su veriyorlar. Miktarları çok dengeli.Kuraklık konusuna gelirsek, güney Kaliforniya'da kuraklık mevcut. Sulama düzenlenemeleri yapılan, sınırlamalar yapılan bölgeler var. Kuzey kesimlerde ise sulama sıkıntıları yok.
3. Yaprakta bademi taşıyamadığından kırılan bir badem ağacı

3-Budama konusunda tamamen bizden farklılar. Budamalarımızın bakış açısı tamamen yanlış. Bu kadar Kaliforniya ziyareti yapan hocalarımız olmuş, budama farkını yazmamışlar hatta ziyaret edenler adamların derin budama yapmadığı hakkında bizleri bilgilendirmemişler. Bizde budama iyidir kök güçlensin denir, yaklaşım farklı.

4-Gübre konusunda kesinlikle çok cömertler. Maliyetlere takılmıyorlar ,verime odaklılar. İlk 3-4 sene özellikle gübre konusunda çok büyük yatırımlar yapıyorlar. Bizdeki gibi az gübre vermek veya gübre kalitelerinden feragat edip, ucuza mal ettim, ben daha akıllıyım yerine, maliyete girip bir yerine  iki kat verim alanlar daha akıllı üretici.


5-Ot bırakmıyorlar ve ot ilacı bolca kullanılıyor, sürme yok. Topraklarında taş tanesi bile olmayan bir bölgede arazi, ağaç araları sürülmüyor.

Otlar ot ilacı ile temizleniyor. Sürme yok köklere zarar vermek istemiyorlar. En fazla çizelle üstten ilaçlama sonucu kuruyanlar çekiliyor.


6-Ar-Ge bahçeler için çok önemli, çiftçinin ödediği vergilerin bir kısmı Ar-Ge ye gidiyor. Başka bir yerde kullanılamıyor.

7-Bahçelerini ve bölgelerini iyi tanıyorlar. Entegre zararlı ve hastalık mücadelesi yapıyorlar.

8-Bilgi paylaşımı çok açık şekilde yapılıyor.

9-UC Davis, California Üniversitesi'nin çalışma sistemi üreticiği destekliyor.

10- Endüstri, teknoloji, pazarlama üst seviyede..

11-Bir fidanlıktan hastalıklı bir fidan çıkması, o fidanlığın lisansını iptal ediyor, bizde hastalıksız fidana denk gelmek şans işidir. Hastalıklı fidan dahi satılsa, işlerini yapmaya devam ederler.

12-Bahçe yönetim sistemleri

Bu başlıkların hepsi için detaylı bilgi vermem gerekiyor. Ayrıca yaptığım ziyaretler ve saha üzerinde yaptığımız çalışmalar hakkında sonraki yazılarımda bilgiler vereceğim. Kısaca bu şekilde yazabiliyorum.





18 Şubat 2015 Çarşamba

BAHÇENİZDE ISI VE NEM DEĞERLERİNİN ÖNEMİ

Bahçemizde genelde ısı ve nem değerlerine dikkat etmemiz gerekir. İklim verileri, toprak analizleri, yaprak analizleri, hastalık analizleri ve benzeri analizlerle beraber ısı ve nem bize  doğru işletme için yol gösterir. Bahçemizin gelişim evrelerinde ısı ve nem oranları bize maliyet düşürme, verim arttırma dahil bir çok konuda yardımcıdır. Zararlıların geldiği dönemler ve hastalıkların geldiği dönemler aynı şekilde ısı ve nem durumu ile ilişkilidir. 

Belli sıcaklıklarda, belli nem oranlarında belli zararlılar yumurtalardan çıkarlar. Köklerde gelişen larvaları göremeyebilriz, o canlılın hangi nem ve sıcaklıkta yumurtadan çıktığını bilmemiz, gerekli müdaheleyi doğru zamanda yapmamızı sağlar. Sonuçta, belli böcekler belli dönemlerde yumurtadan çıkarlar. Bu dönem takvim ile değil ısı ve nem bilgisi ile ölçülebilir. 

Yaşadığımız bir örneği aktaracak olursam, bahçemizde
Nergiz böcekleri
2011 de 10 Mart,
2012 de 12 Mart,
2013 te ise 5 Mart'ta gözlemlendiler. 

Bu üç tarihe baktığımızda bu tarihlerde aynı sıcaklık ve nem oranlarını gözlemledik. Her sene 10 martta ilaç yapılması yerine o nem ve sıcaklığı görünce ilaçlama yapıyoruz. Çünkü o dönemde kullandığımız ilaçlar arıların hemen gelmesinden önceki dönem olduğundan 7 gün etki süreli, kontak tesirli ilaçları tercih ediyoruz. Bu zamanı doğru bilmez isek arılara zarar verebiliriz, verim direk etkilenir.

5 Mart 2013 te yaptığımız müdahele sonunda ilacın tesiri 12 Martta geçmiş oldu. Çiçeklenme ise 15 Mart'ta başladı ve arılar gelmeye başladı. 

Bu örnek her bahçe için geçerli gözükmeyebilir, ama her bahçede farklı dönemlerde farklı zararlılar veya hastalıklar gözlemlenir. Hatta aynı bölgede veya köyde farklı bahçelerde farklı zararlılara veya hastalıklara rastlayabiliriz. Büyük bahçelerde aynı bahçede bile farklı klima etkileri olabilir.

Bu durumu takip eden kullandığımız bir sistemimiz var. Bu sistem sayesinde bu dönemleri izleyebiliyoruz ve doğru zamanda doğru müdaheleleri yapabiliyoruz. Bu bize iş işten geçmeden önlem almamız konusunda yol gösteriyor.

Bu konuda doğru zamanda optimum maliyet ile doğru müdaheleler yapılmasının gerçek maliyeti düşürdüğünü gözlemliyoruz.

Bir örnekle, 1 kilo bademi örnek olarak 2 liraya mal ederken, 2,50 liraya mal etmiş olacağız.

Ayrıca verimden kaybetmekte maliyeti arttıran bir etkendir.

Tarımda görülmeyen maliyetleri görmeye çalışmalı, gübreyi ilacı daha uygun fiyata almak gibi klasik çözümlerin dışına çıkılmalı,  bahçemizin yaşaması için en tehlikelisi maliyet değil bahçemizin sağlıksız gelişmesi veya yok olmasıdır. Bizim görevimiz bahçeyi en sağlıklı şekilde takip etmek ve gereken müdaheleleri yapmak. Bahçeyi ne kadar iyi tanırsak o kadar başarılı verime ulaşırız.

İklim verileri bize sadece yatırım yaparken değil, üretim yaparken de gereklidir.




10 Şubat 2015 Salı

Bademde Pazar Payı Kaybediyoruz


Billindiği üzere dünya da en büyük badem üreticisi ABD. İstatistiklerine baktığımızda, 2002'den 2014 e kadar badem üretimi artmış. Şu soruyı sormamız gerekir, dünyanın hali hazırda en büyük badem üreticisi son 10-12 yılda badem üretimini niye 2 ye katlamak için uğraşıyor ve üretimini sürekli arttırıyor. Bunun bir anlamı olmalı !


Aşağıdaki tabloya baktığımızda 1986'dan 2011'e kadar dikilen badem ağaç sayısı %25 artmış.  Dünya badem pazarı liderliğibi sürdürmek ve ihtiyacını doldurmak için badem üretimine büyük önem verilmiş. ABD de 2011 yılında yapılan badem dikimleri, 2015 yılından itibaren verime geçerek, üretim miktarlarını iyice arttıracak. ABD'deki sorun şu anda kuraklık. Su sorunundan dolayı bu biraz etkilenmiş gözüksede çözüm için su  boru hattı projesi geliştirilmiş. Bizim ülkemize bakıldığında o bölgelere daha az toprağımız olsada,  daha sulak ve verimli topraklara sahibiz . Bu yüzden tarım konusunu daha iyi değerlendirmemiz gerekiyor. ABD de o topraklarda uzun yıllardır bu tarım yapılıyor,  bizde ise verimli ve işlenmemiş topraklar üzerinde yapıyoruz. 


2012-2014 yılları arasında ABD'de değişken olarak yaklaşık 2.000.000.000 pound yani 900.718 ton badem üretilmiş. Son yıllardaki susuzluk ve kuraklık üretimin artmasını engelledi.  Dev sulama projeleri tamamlandığında bu üretim yukarı doğru seyredecek. Aynı zamanda ağaç sayısı %10 artmış ve dikilmeye devam ediyor. Yani 5-10 sene içinde üretim %15 civarı artacak. 1.000.000 tonun üzerine çıkacak. Bizim 16.000 tonluk üretimimiz %1-2 pazar payına sahipken, Avustralya'nın olağanüstü yatırımları nedenini de eklersek,  üretimimizin %50 artması bile bizi pazarda  %1 in altında tutacak. Üretim hacmi büyüyor ve içindeki oranımız düşüyor. Bir kaç sene içinde Badem üreticileri tablosunda sadece 3 ana ülke olacak. ABD, Avustralya ve AB (İspanya ağırlıklı).. Diğer üreticilerle beraber bizde %1 in altında olacağımızdan listede  onlarla beraber gözükmeyeceğiz.

Devletimiz bu boşluğu görmüş ve badem gibi ürünlerin üretimini arttırmak için kanunlar çıkarmış. Doğru vizyon ile görülmüş, kanunlaşmış... ama herşeyde olduğu gibi uygulamada sorun yaşanıyor. Bürokrasi ve planlama eksikliği sorunları yaşıyoruz. Badem ve Ceviz yatırımı artsada uluslarası boyutlarda bir atılıma ulaşamıyoruz. Bu konuda, şu anda yatırımların hızlanması için uygulamalardaki aksaklıkların düzeltilmesini temenni etmekten başka bir yorum yapamıyorum. Gerçek olan ülke olarak Bademde %1-2 olan pazar payımız düşecek diyebilirim.






6 Ocak 2015 Salı

21 Kasım 2014 Cuma

ANKET

Lütfen aşağıdaki linke tıklayarak anketi cevaplayın...



28.Mayıs 2015 Cevapları % üzerinden hesaplanmıştır


Tarımda Teknoloji Kullanımını Destekliyor musunuz?


Üretimini Yaptığınız Ürün Hangisidir?


Üretim yaptığınız alan ne kadar?



10 Kasım 2014 Pazartesi

GEÇEN SENE YAŞANAN ILIMAN KIŞ YENİ NORMAL İKLİM Mİ?



 Katherine Pope  Tarafından yazılmıştır /  Kasım 08, 2014  /
           
Katherine Pope,Sacramento, Solano ve Yolo bölgesinde UCCE’de Çiftlik Uzmanıdır,

1.Bölüm: 2013- ve 2014 yıllarındaki düşük soğuklama saatlerinden neler öğrendik.


                                      Bir noktadaki düşen soğuklama hesabı örneği


Hasatın tamamlanmasıyla beraber, 2013-2014 ılık kışlarının etkilerini değerlendirmek için iyi bir zaman.  Merkez Vadi’de(California) ortalama soğuklama %25 düştü. Bahçelerdeki bir çok ürün, klasik soğuklama eksikliği – geciken çiçeklenme, zayıf tozlanma ve zayıf yaprak bırakma - semptomları gösterdi. Bazı kiraz, antep fistığı ve erikler ılıman çiçeklenme sıcaklıklarını tecrübe ediyorlar, uzayan çiçeklenme bir çoğunda verim kayıplarına neden oldu.
Hasatta gözlemlediğimiz, kuraklığın sebeb olduğu su stresi, bazı ürünlerde, büyüklük ve kalite durumlarında etkiye sebeb oldu. Ama soğuklama süresi düşüklüğü, hemen hemen kesin diyebiliriz ki, alışılmamış ağaç davranışlarından, düşük verimden ve düşük kaliteden sorumludur. İlerlemek için bu sert yıldan neler öğrenebiliriz.?

Birincisi, geçen yıl kıştan endişe duymalı ve  öğrenmeli miyiz?
Bu sadece bir radar göstergesi miydi?  Ya da geçen sene yaşanan ılıman kış yeni normal iklim mi? Cevap ikisinin arasında bir yerlerde. Bu şekilde ılıman kışları her sene beklemiyoruz, ama ılıman kışların sıklıkla yaşanacağını bekleyebilriz. Bölgesel düşük soğuklama California için yeni bir konu değil. 1950’den beri tutulan tarımsal kayıtlara baktığımızda, düşük soğuklama her 10-20 yılda bir yaşanmış. Bu  devam eden bir döngü. Fakat genel sıcaklıklara göre merkez vadi gittikçe ısınıyor. Orta vadide, 1970’ten beri hava kayıtları yıllık miminum sıcaklıkların 4 F ‘ten yüksek durumda. Bu çok fazla değil gibi gözükebilir, ama yeterli soğuklama’dan , yetersiz soğuklamaya sıcak kışlara değişim için yeterlidir. Sıcaklıklar ısınmaya devam ederse, iklim uzmanlarının çoğunluğunun hesaplamasına göre, 2013-2014 yıllarının sıcaklıklarını her 10 yılda bir görebiliriz. (Luedeling et al. 2009).

                         Zaman üzerinde minimum sıcaklık değişimleri. (Cordero et al. 2011).

Bunlara ilaveten, biliyoruz ki sis orta vadide azalıyor. Sabahları beyaz mafsal yoğunluğu arasında Delta Nehri yolunda okula doğru arabayla gittiğimi hatırlıyorum. Bu gibi sabahlar alışılagelmiş şekilde gelmezler. 1980’lerde ve 1990’larda sisli günler önemli şekilde azaldı, 10 yıllık sürelerde, 10 günden 3 ü sisli geçerken, sisli gün sayısı 2’nin biraz daha altına düştü
Bu %33 sis’te düşme yaşanması anlamına gelir. Bu soğuklama, ağaç ürünleri için önemlidir, çünkü sis meyva gözlerine güneşten gölge yapar. , Düşük sis şu demektir, Meyva gözleri hava sıcaklığı değişiminden daha çok az soğuklama aldıklarını hissederler.
Şimdilik sisin etkisi dahil ne kadar değişim yaratacak bildiğimiz hiçbir soğuklama modeli yok.
Hepsini biraraya koyalım, kış soğuklaması düşüyor ve sis azalmasından dolayı meyva gözleri daha az kış soğuklaması aldıklarını biraz fazla hissediyorlar. California ürün endüstrisi şanşlı ki, Orta vadide soğuklamanın düşmesine karşı bir çok potansiyel çözüm var. Bu çözümlerin bazıları piyasada bulunuyor. Bazılarının sahada kullanılması için biraz daha araştırma, test ve onaylanması gerekiyor.


                                          Sisteki Değişim. (Baldocchi & Waller 2014).

Sıcak kışlara hazırlanmanın birinci adımı soğuklama sürelerinin hesaplanması. Soğuklama hesabı modellerine göre, geçen kış gerçekten bir ortalama soğuklama kışıydı. Ancak, ağaçlar açıkça aynı fikirde değildi.
Bir sonraki yazıda size dinamik modeli anlacağım, ağaçların saydığı gibi soğuklamayı hesaplamayı. Ne kadar iyi soğuklama sayarsak ihtiyacımız olduğunda o kadar iyi harekete geçebiliriz. Bundan sonra ki yazıda, düşük soğuklama yönetimini ele alacağız , özellikle uyutma spreylerini.  Bu spraylar bize antep fıstığında düşük soğuklamalı yıllarda ne kadar yararlı olduğunu gösteriyor.

Note: Sıcaklık artışlarını realize ediyorum ama iklim bilimcisi değilim, ben bir bitki bilimcisiyim. Bununla beraber %97 iklim bilimcisi sıcaklıkların arttığına inanıyor, ve artmaya devam edeceğine. Eğer 100 doktor görürseniz ve 97 si benim kolesterolümün yüksek olduğunu söylerse, ben onlara inanırım ve bazı değişiklikler yaparım.  Buna istinaden, sıcaklıkları yükselmesi, California’da nasıl tarım yapacağımızı etkileyecek. Sıcak kışlara hazırlanmak için yapacağımız bir çok iş var. Yakında bu çözümler hakkında konuşmaya başlayacağız ve bu çözümleri destekleyeceğiz, hazır olabildiğimiz kadar hazır olacağız.

2 Kasım 2014 Pazar

BADEM PAZARI SON DURUM

Badem yatırımının uzun vadeli bir yatırım olduğunu biliyoruz. Yapılan yatırımlar meyvalarını 8-16 yılda alıyor. Son 15 yılda badem yatırımları birçok yerde arttı. Şimdi bu konuda bilgi paylaşmaya çalışayım.

USDA verilerine göre dünya bademinin %83'ü California'a da üretiliyor. %7 Avustralya, %6 AB (%4,5 ile İspanya lider), %1,3-%2 Turkiye, %1 Şili ve %1 diğer..
Kısaca 4 oyuncu var, ABD, Avustralya, AB ve Türkiye.

Bazı verilere göre ise Türkiye'nin üretimi Yunanistan ile hemen hemen aynı ve %1 civarında. Bu araştırmayı yaparken 70.000 ton kabuklu badem üreticisi gözüktüğümüzü belirlerken, bazı kaynaklarda 15.000 ton içbadem üreticisi olduğumuzu tespit ettim. Üç aşağı beş yukarı oranlarsak normal bir miktar. INC verilerine göre dünya genelinde, yaklaşık 1.06 MT iç badem üretildiğini düşünürsek Türkiye badem üretimi pazar payı konusunda %1,3 bandına daha yakın diyebilirim. Ama biz USDA yi baz alarak %2 diyoruz. 

FAO, INC, USDA veya yerli veriler arasında farklılıklar olması normal. Gerçekten bu konularda derin bir istatistiki çalışma yapılmadığını tahmin ediyorum. Bu çalışma yapılmadan badem konusunda doğru bir politika, vizyon planlaması yapılması bir hayli zor diye düşünüyorum.


ABD %83'lük pazar payından %31'lik kısmını iç piyasada tüketiyor.  ABD diyorum ancak bu pay tamamen California Eyaletinde üretiliyor. Californiya eyaleti eğer ayrı bir ülke olsaydı, dünyanın en büyük 6'ıncı ekonomisine sahip olurdu. (Vikipedi) Geri kalan %52'lk kısmı İhraç ediyor.  Son 10 yılda dikim alanları arttı. Son yıllardaki kuraklık en büyük sorunları. Californiya'nın içme sularının %10'u badem üretiminde kullanılıyor. Bademe 'Ulusun en değerli ürünü' diyorlar.Bir makalede okumuştum, kuzeyden Californiya'ya su getirmek için yaklaşık iki milyar dolarlık bir projeden bahsediyordu. Yani Badem üretimini ve pazardaki güçlerini korumak için de yatırımlar yapılıyor.

Avustralya badem konusunda en hızlı hareket eden ülke. 2 sene önce olan %6 pazar paylarını bu sene %7 ye çıkardılar. Bu arada %1, %0,5 gibi rakamlar çok büyük rakamlar, bir ülke üretimi o kadar olabilir. Üretiminin %2 sini kendisi tüketirken, %5'ini ihraç ediyorlar.

Daha önemlisi 2002 den 2014'e kadar 2002'ye göre  5 kat badem alanlarını arttırdılar.  %7'lik dünya pazar payını varolan dikili arazilerin sadece %43'lük verim  aldıkları kısmı ile alıyorlar. 2015'ten itibaren verime yatacak dikili alan oranı %43'ün üzerine + %48 daha gelerecek. Yani dikili alanların verim verme oranı %91'e yükselecek. Yeni dikilmiş 3 yaşından küçük  %9 luk bir alanları daha var. Pazar paylarını en az %4 (Türkiye üretiminin 2-3 kat kadar fazlası) arttırmayı hedefliyorlar. Bence bu yatırımlara bakarsak, son derece gerçekçi bir hedef. Dünya Nufüsununda 7,1 miyara ulaştığı ve 2050'ye kadar 9 milyara ulaşacağı öngörülürken (FAO, WorldBank) badem tüketiminin her bölgede arttığını da ekleyeyim. 

ABD ve Avustralya'da dünya borsalarında işlem gören badem üreticisi firmalar mevcut.

Avrupa Birliğine gelince, burda en önemli ülke İspanya. %4,5 -%5 arasında farklı verilere göre dünya pazarında payı var. Yunanistan hacimli bir üretici, Italya ve Fransa'nın üretimi daha düşük. Ancak bu ülkelerde de badem yatırımları devam ediyor ve destekleniyor. Neler olacağını önümüzdeki yıllarda göreceğiz. Fındıkta dünya lideri olan ülkemizin, son 15 yılda  pazar payıının nasıl düştüğünü ve bu ülkelerde pazar payının nasıl arttığını incelerseniz daha iyi anlarsınız. Avrupa ülkelerinde dikilmiş ama verime yatmamış ne kadar badem alanı var bulamadım. Bu yüzden yorum yazamıyorum.

AB-(27 ülke) toplamda pazarda %6'lık bir üretim payına sahipken, Toplam pazarın %28'ı kadarında tüketici durumunda. Toplam pazarda üretilen bademin %22 sini AB ithlat ediyor. Net şekilde üretici-ithalatçı sınıfındalar. İspanya ayrı şekilde değerlendirilirse, İspanya kendine yeten ve dışarı satan ihracatçı bir ülke konumunda.




Türkiye'ye gelince Pazarın %1,3-%2 sinin üretimine sahip. %3 tüketimi var. Dünya pazar payından %1-2 kadar badem ithal ediyoruz. Net üretici-ithalatçı sınıfındayız. İthalatımızın %94'ü ABD, geri kalan İspanya ve diğer ülkelerden.

Badem konusunda bu durum devlet tarafından görülmüş ve  özellikle özel ağaçlandırma ile 2002-2003'ten beri destek vermeye çalıştığını biliyoruz. Bu amacına istenilen ölçüde malesef ulaşamadı. Tabii ki yine de eksi değil, artı bir etkisi oldu. Bizler gibi, badem yatırımını yapan şirketler, kişiler oldu. En önemlisi, bu işe kafa yoran, bu işi inceleyen, tekkik eden, üzerinde çalışan kişiler oluştu. Bu da bir sonraki dönemler için  kazanımdır. Özellikle arazi tedarikindeki bürokrasi bu işin hedefine ulaşmasında yavaşlatıcı bir etken olduğunu söyleyebilirim.  Tek üzüntüm, Avustralya, İspanya, ABD ve bazı diğer küçük üretici ülkelerde son 10 yılda koşan yatırımların yapıldığı ve yapılmaya devam ettiği dönemde bizim yürümemiz. Her bahçenin kendi kliması olduğu gibi her ülkeninde kendi kliması var. Bu konuda koşacak iklime henüz gelemedik belki de, bilemiyorum.

Sonuç olarak avantajlarımız hala mevcut, California'daki kuraklık (sanırım hazırlıklı olduklarından Avustralya'ya yarayacak) badem piyasasını su sorunu çözülene kadar farklı bir duruma getirebilir. Başka bir avantajımız, dünya badem üretminin %92 si (ABD, Avustralya ve diğer) Amerikan bademi cinslerinin üretimidir. Biz ülkemizde genelde Akdeniz bademi üretiyoruz. Ferragnes vs.. gerçi Amerikan bademi bahçeleride kuranlar oldu. Akdeniz bademi ayrı bir segment, daha iri, daha aromalı...vs.. İspanya da bizim gibi akdeniz bademi de, Amerikan bademi de üretiyor.  İspanya akdeniz bademi üretimini katlamaya devam ederse, büyüyen pazarda payımız ve ithalatımız gittikçe artacak. Türkiye Ziraat Odaları birliği kaynaklı bir bilgiye göre, 2005 yılından itibaren bademde ithalatımız artmaya başladı. 2005 yılında 7,99 milyon dolar olan kabuklu ve iç badem ithalatı, 2012 yılında 102 milyon dolara çıktı.  

Bademde büyük yatırımlar yapılması  ve hızlı bir şekilde bu yatırımların yapılması desteklenmeli, sağlanmalı. Bahçe büyüklük ortalamaları, 20 dönümden 400 dönümlere çıkarılmalı. Büyük sahalarda badem yapılmasının önü açılmalı. İthalat rakamları gösteriyor ki ve badem fiyatlarının yükselmesi gösteriyor ki, talep artıyor ve pazar büyüyor, bizim dışımızdakiler bunları öngörmüş ve atağa geçmiş durumdalar. Pazar payı kaybetmemiz, iç pazarımızın da tamamen ithalata dönmesi içerideki biz üreticileri bekleyen en büyük tehlikelerden biri.


Kaynaklar:TZOB, USDA, INC, World Bank, FAO,Avustralian Almond, California Almond Board.